Rus Devrimine Dair Okunması Gereken Kitaplar

1) Mahnovşçina – Peter Arşinov

Sovyet hükümetiyle Alman İmparatorluğu arasında varılan anlaşma gereğince, 1918 yılının ortalarında Alman-Avusturya birlikleri Ukrayna’yı işgal ettiler. Anarşist Nestor Mahno öncülüğündeki Ukrayna köylü direniş birlikleri Alman işgalini kırınca Aralık 1918’de Ukrayna’nın yolu yeniden Bolşeviklere açıldı. Mahnovistler’in özgür bölgelerine girerek onları otoriteleri altına almak istediler. Ancak, General Denikin ve Wrangel’in Beyaz Orduları tarafından tehdit edilen Bolşevik hükümet, Mahno komutasındaki Devrimci İsyan Ordusu’yla sık sık ittifak kurmak zorunda kalıyordu. Fakat, tehlike bertaraf edilir edilmez anlaşmayı ihlal ediyorlardı. Ekim 1920’de Mahnovistler, üç hafta gibi kısa bir sürede dört bin esir alarak Wrangel kuvvetlerini Kırım’da kesin bir yenilgiye uğrattılar. Bolşeviklerin artık Mahnovistlere ihtiyacı yoktu. Kızıl Ordu ve Çeka liderleri, 26 Kasım 1920’de Mahnovist komutanları bir konferansa davet ederek tümünü vurdular. Bu tarihten itibaren dokuz ay boyunca Kızıl Ordu ile Mahnovistler arasında tüm Ukrayna’ya yayılan amansız bir savaş başladı.

Bolşevik iktidar, Çarlık zulmünü kat be kat geride bırakan bir despotizmi devrim adına nasıl mübah gördüğünü, Ukrayna’da ayaklanan işçi ve köylülere karşı giriştiği katliamlarla ortaya koydu. Anarşistlerin özgür bölgelerine girerek onlara, devlet, parti ve Kızıl Ordu’nun otoritesini dayatmak isteyen Bolşevikler, üç yıl boyunca Mahnovistler’in sert direnişiyle karşılaştılar. Bu kitap, yazarının da katıldığı Mahnovist hareketin, Mahnovşçina’nın bütünüyle kuşatmaya alındığı 1921 yılında yazılmış. Olayları bizzat yaşayan Arşinov kitabın birçok bölümünü çatışmaların yoğun atmosferi içinde kaleme almış. Kitap, birinci elden bir belge niteliğindedir.

2) Kronştad 1921 – Ida Mett

1921’de devrimci Kronstadt işçileri ve denizcilerinin grev, sendika, özgür sovyetler için, proletarya devrimini, “proletarya diktatörlüğüne” çeviren Bolşevik hükumete karşı verdiği mücadeleyi anlatan kitap, ilk kez 1938 yılında Fransızca basıldı. Türkiye’de ise ilk olarak 1985 yılında Sokak Yayınları tarafından basıldı. Kitap, 1924’te “bozguncu faaliyetlerde bulunduğu”ndan dolayı Bolşevikler tarafından tutuklanan; 1928’de Fransa’da çıkardığı anarşist dergiler nedeniyle sınır dışı edilen, Belçika’daki faaliyetlerinden dolayı tutuklanan; İspanya’da Durruti ve Ascaso ile politik ilişkilerde çalışmalarda bulunmuş; yine Fransa’da anarko-sendikalist bir dergi çıkarırken “Toplama Kampı”na gönderilen İda Mett tarafından kaleme alındı. Kitapta Kronstadt olaylarının yanı sıra, Rus devrimindeki çelişkiler kapsamlı bir şekilde dile getiriliyor. Bolşevik Parti’nin devrimden sonraki bürokrasi anlayışını ve parti diktatörlüğünü eleştiren kitapta, döneme ait çeşitli belgeler, Kronstadtlı işçiler ve Bolşevik Parti arasındaki yazışmalar, Rusya’da hareket eden diğer sol yapıların Kronstadt hakkındaki yorumlarını bulmak mümkün. Kronstadt Olayları başlıklı bölümle Bolşevik Parti’nin Almanya ileyaptığı Brest-Litovsk Anlaşması’nın getirdiği yoksulluk, halkın bu yoksulluk karşısında kendi inisiyatifiyle oluşturduğu pazarların durumu, bu pazarların Bolşevik Parti tarafından yasaklanması, bunun sonucu Petrograd’da başlayan grevle re değiniliyor. İşçiler yerel pazarların yeniden kurulmasını, işçi mahkumların bırakılmasını, söz ve basın özgürlüğü istiyorlardı. Bu isteklerin üzerine parti yönetimi Petrograd’da olağanüstü hal ilan etti ve savunma komitesinin aldığı kararların dışına çıkan olursa cezalandıracağını bildirdi. Aynı zamanda Kronstadtlı işçiler de parti bürokrasisinden rahatsızdı ve Petrograd’a bir heyet yolladılar. Heyetin geri dönmesiyle birlikte 28 Şubat günü taleplerin yer aldığı bir genelge yayınladılar. Bu genelgeye ek belgeler kısmında yer veren kitap, 1917’de yaşanan devrimin niteliğini, bu belgelerle sorgulatıyor.

Genelge maddelerine bakınca insanın aklına bu bir devrim değil miydi sorusu geliyor. Halkın sayesinde yapılmış ama iktidara geçilmesiyle birlikte halkı karşısına almış bir “devrim”.Bolşevik hükümet, 3 sene önce devrimin en önemli cephelerinden Kronstadt üssünü kahramanlıkla nitelerken şimdi “karşı devrimci“ ilan etmişti. Kronstadtlıları ve onların devrimin başından bu yana yaşattıkları öz yönetimlerini yok etme kararı almıştı. Kızıl Ordu askerlerinin büyük bölümü saldırmak istemiyordu. Çünkü onlar Kronstadtlı sınıf kardeşlerinin mücadeleye ne denli bağlı olduklarını biliyorlardı. Ama askeri otorite ağır bastı ve Kızıl Ordu birlikleri Kronstadt’a saldırmaya başladılar. Kitap Kronstadt olayları sonrası farklı kesimlerin yaşanılanlara ilişkin yorumlarını içeren ikinci bölüm ve yerleşik resmi tarihin aksi yönde bir tarih sunumuyla son buluyor.“1921 yılında da Bolşevik Parti, bürokrasiye ve partilere olan güvenini kaybetmiş halkı feshetme yoluna gitmiştir. Bürokrasinin iktidarını pekiştirebilmesi için halkın sesinin kesilmesi şarttır. Çünkü halk yöneticilerin güvenini kaybetmiştir, o halde halkı feshedip yeni bir halk seçmek gerekir.”

3) Rus Devriminde Anarşistler – Paul Avrich

Anarşistlerin, merkezileştirilmiş iktidarın tehlikelerine karşı 95 yıl öncesine dayanan uyarılarının öngörülü ve düşüncelerinin bugün bile geçerli oluşu, günümüzdeki devrim tartışmalarında toplumsallık vurgusunu savunanların tarihsel arka planını oluşturuyor.

1917 önce ve hemen sonrası Rusya’da olup biteni anarşist bir bakış açısıyla yorumlayan; deneyimlenen süreçlerde anarşistlerin neler yaşadığını, neler yapıp neler tartıştığını anlatan belgelerle,“Rus Devriminde Anarşistler“ kitabı, 1995’te Metis Yayınları tarafından basılmıştır. Bülent Somay’ın sunuşunda verdiği özeleştirisiyle şu andan çok farklı bir siyasal gündemde basıldığı çok açık. Bu kitap Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle nerede hata yapıldığına bakmak adına 1917’ye dönen sosyalistlerin o dönemi iyi anlayıp hatalardan ders çıkarma veya (1987’de “Mağlup” durumuna düşen sosyalistlerin) “Mağlupların” da tarihte bir yeri olmalı kaygısı içerisinde bir geriye dönüş çabası olarak algılanabilir. Tarihsel süreçleri çok yönlü anlama çabasıyla Türkçe‘ye çevrilen kitap, Paul Avrich tarafından, ilk olarak 1973 yılında İngilizce olarak basıldığında, herhangi bir iktidarın tarihsel anlatımı kaygısı güdülmeden, devrim sürecindeki hareketin ruhunu kavramayı amaç edinmişti. Anarşistlerin, çeşitli makale ve manifestolarla, söylev ve önergelerle, mektup ve günlüklerle, şiir ve marşlarla devrim ve iç savaş tarihleri süresince anlatıldığı kitap, ikincil anlatılardan kaçınmaktadır. Kitap, dönemin çeşitli anarşist birey ve gruplarının (komünistler, sendikalistler, pasifistler, bireyciler gibi) kendi belgeleriyle hazırlanmıştır.

Paul Avrich’in anarşistler açısından süreci kısaca özetleyen bir giriş metniyle başlayan kitapta, Volin, Maksimov, Mahno, Kropotkin gibi dönemin önemli anarşistleri ile çok fazla bilinmeyen Borovoy, Graçev, Sokolov gibi anarşistlerin makaleleri ile Şubat Devrimi’nden Ekim sürecine, İç Savaş’tan Ukrayna’ya ve Rusya’daki anarşistlerin tutsaklık durumuna kadar birçok süreç hakkında değerlendirme ve yorum yazıları yer alıyor. Ayrıca Paul Avrich kitabın bir bölümünü eğitim, gelecek toplum, antientellektüelizm gibi konular hakkında Golos Truda (Emeğin Sesi), Burevestnik (Fırtına Kuşu) gibi dönemin önemli dergilerinde yayımlanan ve Nabat Federasyonu gibi dönemin önemli örgütlerinin yayımladığı tartışma, bildiri ve makalelere ayırmış durumda.

Anarşistlerin, merkezileştirilmiş iktidarın tehlikelerine karşı 95 yıl öncesine dayanan uyarıların öngörülü oluşu ve düşüncelerinin bugün bile geçerli oluşu, günümüzdeki devrim tartışmalarında toplumsallık vurgusunu savunanların tarihsel arka planını oluşturuyor. 95 yıl öncesinde anarşistlerin o günün toplumsal koşullarını yorumlayıp deneyimlenmesi gereken güncel pratikleri ve yazdıkları belgeler, bu coğrafyada bu geleneği devam ettirmeye çalışanların uzun süredir unuttuğu bir şeyi hatırlatıyor o da güncele ilişkin söz üretmek.

4) Bilinmeyen Devrim – Volin

Volin’in başlıca eserlerinden “Bilinmeyen Devrim” Ayrıntı Yayınları etiketiyle yayınlandı. “Devrimin Doğuşu, Gelişimi ve Zaferi”, “Bolşevizm ve Anarşizm” ve “Gerçek Sosyal Devrim İçin Mücadele” ismindeki üç bölümden oluşan kitap Alexander Berkman’ın “Bolşevik Mit” ve Emma Goldman’ın “Bolşeviklerin Devrime İhaneti’nin Öyküsü” kitaplarıyla beraber, Rus Devrimi hakkındaki en önemli kaynak kitaplardan biri olarak kabul ediliyor.

Tanıtım bülteninde Volin şöyle diyor:

“Her devrim, değişik eğilimdeki çok sayıda yazar tarafından ve farklı dönemlerde yakından incelense bile, özünde büyük bir Bilinmeyen olarak kalır. Yüzyıllar geçer ve zaman zaman eski altüst oluşların kalıntılarını karıştırarak hâlâ ve her zaman o güne dek gün yüzü görmemiş olguları ve belgeleri keşfeden birtakım insanlar çıkar. Çoğu zaman bu keşifler, kesin kabul ettiğimiz bilgileri ve fikirleri alaşağı eder.

Genel olarak henüz bir Devrim’in nasıl inceleneceği bilinmiyor (tıpkı bir halkın tarihinin nasıl yazılacağının bilinmediği gibi). Öte yandan, deneyimli ve bilinçli de olsa birtakım yazarlar öyle hatalar yapıyorlar ve insanı çileden çıkaran ihmallerde bulunuyorlar ki okurların olan biteni doğru anlaması olanaksız hale geliyor. Örneğin çarpıcı olguları ve olayları, yani herkesin gözleri önünde cereyan edenleri, debdebeli ‘devrimci panayır’ı dibine kadar inceler ve bolca sergilerken, sessizce, Devrim’in derinliklerinde, ‘panayır’ın kenarında olan bitenleri ise küçümsüyor ve yok sayıyorlar.”

5) Bolşeviklerin Devrime İhanetinin Öyküsü (Rusya’daki Hayal Kırıklığım)

Emma Goldman ve Alexander Berkman’ın 1919-21 arası Bolşevik Rusya deneyimine ilişkin gözlemlerine yer verilen kitapta, farklı şehirlerde halkın içinde bulunduğu toplumsal-ekonomik düzen ve siyasal atmosfere yer veriliyor. Devrimin toplumsallığının yitirildiği ve Bolşevik iktidarın merkezileştiği süreç; Goldman’ın gözlemleri, devrimin sembol isimleriyle görüşmeleri ve tüm bunlara ilişkin yorumlarıyla tasvir ediliyor.

6) Kronstadt 1921 – Paul Avrich

Leave a comment

Your email address will not be published.


*