Hapisten Bir Mektup P. MOGILA / Rus Devriminde Anarşistler

*Resim Ocak 1920’de, bir dizi grevden sonra “karşı devrimci” olarak tutuklanan ve vurulmak üzere askerlerin eşliğinde Nevski Bulvarı’ndan götürülen bir grup işçiyi canlandırıyor.

Gulyai-Polye’deki savaş hattından Ekaterinoslav’a, birkaç gün için gelip, birkaç yoldaşı görmek ve “Nabat”ın birkaç sayısını almak üzere, Anarşist Konfederasyon Sekreterliği’ne uğradım. Geldiğim sırada, burayı milisler basmış ve Sekreterlik üyelerini tutuklamışlardı. Onlarla birlikte beni de aldılar; tutuklanmamın tek nedeni bir anarşist olmamdı.

Ekaterinoslav Sovyeti Yürütme Komitesi’nin buyruğuyla 13’ümüz tutuklandı ve hepimize eski çarlık polisinin politik tutuklulara davrandığı tarzda davranıldı. Silahlı bir birlik bizleri Ekaterinoslav kent komutanlığına götürdü, orada sorgulandık ve sonra da Çeka’ya götürüldük; burada bizimle alay edildi ve aşağılandık. Bana eski rejimin hiçbir polis ajanının yapmayacağı bir tonda davrandılar.

İsimlerimiz usulüne uygun olarak yazıldıktan sonra, havalandırması olmayan bir tür mahzene götürüldük. Bir köpek için bile uygun olmayan bu karanlık ve rutubetli barakaya 20 kişi tıkıldık. Bir saat içinde tekrar sorguya çekildik ve sonra hapse gönderildik. İki kişiden oluşan silahlı bir birlik olan konvoyumuz, bizleri en kötü türden döküntüler olarak kabul edecek şekilde yanlış bilgilendirilmişti. Onlara, bizlerin Petliyura subayları olduğumuz söylenmişti.

Şimdi, yoldaşlar ve düzensiz ordunun askerleri, sizlere benim ne tür bir suçlu olduğumu, birkaç sözcükle anlatacağım. Ben de bir köylüyüm, düzensiz ordunun bir üyesiyim. Tutuklanan öbür 13 kişi gibi, ben de bir anarşistim. 14 yaşına dek okula gittim. Ama o sırada, devrimci bir ruhla dolmuştum. Çar Nikolay’ın, hiçbir iş yapmayan bir avuç şanslının yaşamın tüm lüks ve nimetlerinden yararlandığı ve başkalarına, yani madenlerde, fabrika ve tarlalarda ölümüne ter döken ve bu birkaç kişinin karları uğruna, savaş alanlarında yaşamlarını veren, milyonlarca aç talihsiz kurbana yaşam hakkı tanımayan, değersiz, aşağılık, canice açlık rejimine sessiz kalamazdım.

18 yaşımda orduya alındım; burada, kapitalistlerin kendi çıkarları için verdikleri savaşa karşı sürekli bir propaganda yürüttüm. Kovuşturmaya uğradım ve koalisyon hükümeti sırasında, ajitatör olmakla suçlanarak hapse atıldım. Ekim Devrimi’nden sonra Ekalerinoslav bölgesinin Sursk-Litovsk kır sovyetinde çalışlım ve buradan da, ülkenin Köylü Sovyetleri kongresine gönderildim; burada, Ukrayna’nın Alman ve Avusluryalılarca işgaline kadar, dürsüt bir devrimci olarak çalıştım.

Ukrayna’daki gericilik döneminde, yorulmaksızın, yeraltı örgütünde yer aldım. Çeşitli kereler tutuklandım ve sonunda hep kaçtım. Son kez, yoldaş Mahno ile birlikle çalıştım. Yeraltı çalışmam konusunda ayrıntılara girmeyeceğim: Yeraltı çalışması yapanlar, özellikle yoldaş Mahno’nun çalışmasını tanıyanlar benim ne tür bir “karşı devrimci” olduğumu söyleyebilirler.

Ve şimdi Komiserler’e soruyorum: Gericilik burada tam doruğunda iken, köylü ve işçilerin kanları serbestçe akıtılırken, binlercesi vahşice kırbaçlanır, işkence görür ve idam edilirken, sizler neredeydiniz? Şiddet Ukrayna’da serbestçe saltanat sürerken, Alman-Avusturya kamçısı, tüfeği, sopası ve süngüsü çaresiz işçi ve köylülerin sırtında serbestçe kullanılırken, sizler nerelerdeydiniz? Köylüler Alman, Avusturya ve Petliyura alaylarına karşı ayaklandığında, bütün köyler saldırganlara karşı hemen hemen çıplak elle öne atıldıkları, böylece de gelecekteki özgür yaşamın yolunu açlıkları sırada sizler neredeydiniz? Ve Ukrayna emekçi halkının oğullarını, başkaldırı bayrağını yükselten ilk kişileri; ellerine tüfeklerini alıp, “ya özgür insanlar gibi yaşamak ya da bu mücadelede ölmek” diyen ve sonra Ukrayna’yı karşı devrimci çetelerden temizleyerek, bu soylu vaatleri yerine getirenleri tutuklama, hapsetme ve idam etme hakkını size kim verdi?

Cevabınızı bekliyoruz Komiserler! Ve sizler, düzensiz ordunun askerleri, böylesine çok kan dökenler, gericiliğin ve karşı devrimin ağır yükünü omuzlarına alanlar, en yakın yoldaşlarından birçoğunu mezara terk edenler, sizler de sonunda şunu bir sorun kendinize: “Ne adına, böylesine çok acı çeklik? Bütün bunları, cepheden eve döndüğümüzde tutuklanmak, hapse atılmak, aşağılanmak ve çoğu kez idam edilmek ve bütün bunlara da, kendi kendini otorite ilan elmiş kişilere boyun eğmek istemediğimiz, ‘özgürlüğü kim ve hangi bedel karşılığında fethetti?‘ sorusunu kendi kendisine sormayı unutan, iktidarın sarhoş ettiği bürokratların yaptığı yasalara uymadığımız için katlanmak amacıyla mı yaptık? “

Asker, işçi ve köylü arkadaşlar! Bu iğrenç otoriter yönetimin lehinde iseniz, zalimlik, şiddet ve alçaklığın yanında olmayı yeğ tutuyorsanız, o zaman, sessizce bu alaylara katlanın ve boyun eğerek ölün. Ama bu şiddetin yanında yer almak istemiyorsanız, ekonomik ve politik tam özgürlük elde etmek istiyorsanız, bu şiddet eylemlerini sessizce geçiştirmeyin. Bunları protesto edin. Hiçbir suçu olmadan tutuklanan işçi arkadaşlarınızın derhal serbest bırakılması talebinde bulunun; hiçbir suçla suçlanamayan öteki yoldaşların serbest bırakılması talebinde bulunun. Özgür bir ülkede, tek bir devrimcinin tutuklamalara ve aşağılanmaya konu edilemeyeceğini açıkça dile getirin.


P. Mogila, Mahno Ordusu üyesi, Ekaterinoslav Hapishanesi.
Gulyaipol’skii Nabat, 13 Nisan 1919. G. P. Maksimov, The Guillotine
at Work içindeki Ingilizce çevirisi. (Şikago, 1940), ss. 413-15.

Rus Devriminde Anarşistler Kitabından Sayfa 160-62

Leave a comment

Your email address will not be published.


*